Göl Maya Tuttu Hocam !

gol_maya_tuttu_hocam_h251.jpg

Mehmet Tatlıcı, pembe dizi senaryolarını aratmayan eylemlerine dur durak bilmeden devam ediyor. Nevi şahsına münhasır yöntemleri ile Nurten ve Uğur Tatlıcı’yı “masaya oturtup” babasının mirasından kısa yoldan daha fazla pay almayı amaçlayan Mehmet Tatlıcı, Amerika’da da rahmetli M. Salih Tatlıcı’nın ikinci eşi ve oğlu aleyhine davalar açmaya devam ediyor.

Mehmet Tatlıcı ABD’de açtığı davada; annesinin rahmetli M. Salih Tatlıcı’dan 1992 yılında boşanırken eski TL ile 1.000.000.000 (bir milyar) lira manevi tazminat alacağı bulunduğunu, bunun hala ödenmediğini (!) ve annesinin bu manevi tazminat alacağını kendisine (parmak basarak) devrettiğini, babasının bu manevi tazminat alacağını ödememek için Türkiye’deki bazı taşınmazlarını sattığını (!) ve bu satışlardan elde ettiği paralar ile eşi Nurten Tatlıcı ile oğlu Uğur Tatlıcı’ya ABD’de taşınmazlar aldığını (!), bu taşınmaz alımlarının hileli olduğunu (!), bu taşınmazların aslında rahmetli M. Salih Tatlıcı’ya ait olduğunu (!), bu taşınmazlar üzerinde kendisinin de hak sahibi olduğunu (!) ile sürmüş ve hatta terekeye dahil edilmesi gerektiğini iddia ettiği bu taşınmazların yönetiminin kendisine bırakılmasını (!!!) istemişti.

Borç zamanında fazlasıyla ödenmişti
Yargılama sürecinde Nurten Tatlıcı ve Uğur Tatlıcı avukatları tüm gerçekleri ABD’deki mahkemeye anlattılar:

Rahmetli M. Salih Tatlıcı’nın akraba evliliği yaptığı ve boşandığı ilk eşi, yani Mehmet Tatlıcı’nın annesine hiçbir borcu bulunmadığını, ona olan bütün maddi ve manevi tazminat ve nafaka borçlarını zamanında fazlasıyla ödediğini, hatta bu borçların ödenmesinin yanı sıra, boşandığı eşine Istanbul Gümüşsuyu’nda oldukça değerli bir taşınmaz bile devrettiğini mahkemeye bildirdiler.

Türkiye’nin 27. zengininin bu sözde borcu ödememek için taşınmazlarını satması gülünç!
Bu açıklamalara ek olarak, bir an için böyle bir borcun bulunduğu varsayılacak olsa bile, manevi tazminat alacaklarının devrinin mümkün olmadığını, böyle bir devrin ancak borçlu kabul ederse mümkün olabileceğini, borçlunun ise böyle bir muvafakat söz konusu olmadan vefat ettiğini, böyle bir manevi tazminat alacağının ödenmemesi için Forbes Dergisi’ne göre Türkiye’nin 27. büyük zengini olarak vefat eden rahmetli M. Salih Tatlıcı’nın bu borcu ödememek için taşınmazlarını sattığı iddiasının ancak gülünç bir iddia olarak nitelendirilebileceğini, buna ek olarak, bu manevi tazminat alacağının mahkeme kararının kesinleşmesinin üzerinden on seneyi aşkın bir zaman geçtiği için zamanaşımına uğradığını ve yine manevi tazminat tutarı ileri sürülürken paradan altı sıfır atılmasına ilişkin kanunun kasten gözden uzak tutulmaya çalışıldığını da Uğur ve Nurten Tatlıcı avukatları dile getirdiler.
Mehmet Tatlıcı ise mahkemenin manevi tazminat talebinden altı sıfırı kendiliğinden silemeyeceğini, hatta bu bedelin aradan geçen zaman içinde güncellenmesi bile gerektiğini iddia etmişti.

Bu aralar şansı yaver gidiyor
Yukarıdakileri okuyanlar ve Mehmet Tatlıcı’yı tanıyanlar, ortada garipsenecek herhangi bir durum olmadığını hemen anlayacaklardır. Bu yine bir “Mehmet Tatlıcı Klasiği”. Her zamanki “Ya Tutarsa!!” taktiği. Mahkeme eli ile kazandırılmış bir “Piyango Kalemi” daha olsa fena mı olur?

Ilk piyango kendisine bundan kısa süre önce isabet etmişti. Hep beraber hatırlayalım:

(Bkz. “Tatlıcı’ların Vasiyetnameyi Tenfiz davasında tuhaf karar”)

25 bin adet otomobil parası talep ediyor
Mahkemenin, es kaza, bir an için Mehmet Tatlıcı’nın bu iddiasını yerinde bulup paradan 6 sıfır atmadığını düşünelim. Söz konusu sözde borç 1 Milyar TL! Yani 110.000 asgari ücretlinin 12 aylık maaşı, 25.000 adet mütevazi otomobil, 6700 adet 2+1 ev parası. Çok birşey değil aslında (!) Bir de üstüne üstlük enflasyona karşı güncellensin diyor! Oturduğu yerden iyi para. Allah bin bereket versin.

Neyse ki ABD’deki yargı sistemi bazı diğer ülkelerdeki adli sistemler gibi manipülasyona ve ısmarlama kararlara açık bir sistem değil.

Amerika’daki mahkeme, geçtiğimiz günlerde yaklaşık üç saat süren bir duruşmanın ardından Mehmet Tatlıcı’nın iddialarını reddetti. İşin ilginç yanı mahkeme bu kararı, Mehmet Tatlıcı’nın tezini destekleyen bir mali müşavir ile bir hukukçu tarafından hazırlanan iki ayrı yeminli (!) yazılı ifadeye rağmen verdi. Mahkeme, Mehmet Tatlıcı’nın, bize göre akıl dışı olan bu iddialarının kabul edilebilmesi için dosyaya bu iddialarını teyit eden bir kanun sunması gerektiğine karar vererek, varsa böyle bir kanunu sunması için Mehmet Tatlıcı’ya 90 günlük bir süre tanıdı.

Şimdi merak konusu şu: Acaba Mehmet Tatlıcı kendi tezini destekleyen ve gerçekte var olmayan bu kanunu nereden bulacak?

Göl maya tuttu!
Değerli okurlarımıza birazdan bu gibi vakıalar için özel olarak geliştirilmiş dahiyane bir yöntemin gizli tarifini açıklayacağız. Fakat önce Mehmet Tatlıcı’nın bir önceki “Sahte Tercüme” davasından nasıl beraat ettiğini hep beraber hatırlayalım:

(Bkz. “Mehmet Tatlıcı okuma yazma bilmeyen yaşlı annesine nasıl parmak bastırdı?”)

Şimdi test edilmiş ve onaylanmış “Ya Tutarsa” yönteminin gizli tarifini meraklıları için açıklıyoruz:

1- Konuyla şu ya da bu şekilde bağlantılı bir kanun bulunur.
2- Bu kanun yeminli tercümanlar eli ile ingilizce’ye çevirtilir. Noter’e onaylatılır.
3- Çeviri yapılırken, kanunun asıl metninde bulunmayan ancak tezinizi destekleyecek bir iki madde tercümeye monte edilir.
4- Tercüme yabancı ülkedeki mahkemeye sunulur. Mahkeme haliyle tercümede yazılanlara inanır.
5- Karşı tarafın avukatları oyunu tespit mi etti? Hiç sorun değil. B planına geçilir.
6- Olası bir şikayet ve suç duyurusunda kendini ateşe atan yeminli tercüman olur.
7- Bu husus tabii ki baştan konuşulmalıdır.
8- Yeminli Tercüman ifadesinde “Pardon, kağıtlar karışmış” der ve zeytinyağı gibi üste çıkılır.

Sıcak servis edin. Afiyet olsun!

Mehmet Bey’e mahkemenin talep ettiği kanun ile ilgili çalışmalarında kolaylıklar dileriz.

Bakalım bu sefer hangi dahiyane fikir ile hayranlarının karşısına çıkacak…

İnancımızı kaybetmedik
Bu ülkede adaletin yılmaz bekçileri hakim ve savcılar bulunmaktadır. İyi niyetle hareket etmeyenler, hakları olmayanları kazanamayacak, er ya da geç kaybetmeye mahkum olacaklardır. Bizler her şeye rağmen, adaletin tecelli edeceğine olan inancımızı kaybetmiş değiliz. Hiç bir zaman kaybetmeyeceğiz de…

Haber Kaynağı: Tatlıcı Gerçekleri

Gerçekler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

scroll to top